Ankara’da sahnelenen Kafamdaki Kurbağa, absürt tiyatro ile kara komediyi buluşturan anlatımıyla izleyiciyi zihnin karanlık ve bastırılmış alanlarına taşıyor. Yunus Emre Gümüş’ün yazdığı, Ahmet Yapar’ın yönettiği oyunda Erdi Erciyas ile Yunus Beydoğan sahnede yer alıyor.
Oyun, bireysel hafıza ile toplumsal bellek arasındaki gerilimi ironik bir dille ele alıyor. Zihnin içinde sürekli zıplayan ve susturulamayan “kurbağa” metaforu üzerinden bastırılmış anılar, suçluluk duygusu, korkular ve yüzleşmeler sahneye taşınıyor.
Minimalist bir sahne dili ve sert, ironik diyaloglarla ilerleyen anlatı, seyirciyi zaman zaman güldürürken aynı anda rahatsız edici bir atmosfer kuruyor. Geçmişten kaçmanın mümkün olup olmadığı sorusu, oyunun temel eksenlerinden birini oluşturuyor.
Merkezinde Yusuf ve Yakup adlı iki karakterin yer aldığı oyunda, iki zihin ve tek bir sıkışmışlık hali anlatılıyor. Geçmişten bugüne taşınan bir suç, bir sessizlik ve hiç susmayan bir iç ses, oyunun dramatik çatısını belirliyor. Zamanın doğrusal akışını kıran yapı, karakterlerin hafızasında dolaşan anılar, çarpıtmalar ve yüzleşmeler arasında gidip geliyor.
Kafamdaki Kurbağa, bireyin kendisiyle kurduğu çatışmalı ilişkiyi, toplumun bastırdığı gerçeklerle paralel bir düzlemde ele alırken, “kurbağa” metaforunu susturuldukça değil, konuştukça büyüyen bir iç ses olarak konumlandırıyor.
