Doç. Dr. Osman Elbek*
Hangi elektronik sigarayı tercih ediyorsunuz: meyveli mi, şekerli mi… yoksa siz hâlâ sade olanını mı kullanıyorsunuz?
Hatırlayamadım söyler misin; dün sosyal medyada sevgilisinin yüzüne elektronik sigara dumanını üfleyen ünlü rap sanatçısı TikTok’ta mıydı, Insta’da mı?
Biliyorum, biliyorum bugün okulun tuvaletlerinde konuşulan en popüler konu hafta sonu gidilen kafede içilen çilekli nargilenin tadı olacak ve okul çıkışında karşıdaki büfenin tezgah altında duran çilekli e-sigaranın tadına hep birlikte bakılacak; hem de okul müdürünün, öğretmenlerin ve elbette okul önlerinde bekleyen polislerin gözü önünde… Hem de 18 yaşının altındaki kişilere her türlü tütün ürününün satışının yasak olduğu bu ülkede… Hem de ruhsatlandırılmamış ve ticari satışının illegal olduğuna aldırmadan.
Neden mi böyle? Çünkü tütün şirketlerinin toplumda bağımlılığı devam ettirmek için uyguladığı en önemli stratejileridir bunlar.
Yoksa siz tüm bunların tesadüf olduğunu mu düşünüyordunuz?
***
Elbette bir de satış noktaları sorunu var. Biliyor musunuz ABD’de tütün şirketleri, pazarlama bütçelerinin hemen tamamını bu satış noktalarını kendi isteklerine göre dizayn etmeye harcıyor.
Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.
Kapitalizmin kuralı işliyor: Parayı veren şirketin ürünleri hemen tezgahın üstünde, (çocukların) göz hizasında, cazibeli paketler eşliğinde ve ilgi çekici teşhir standlarında sergileniyor… ve bu sırrı herkes biliyor ama yine de kimse üzerine gitmiyor.
Neden mi?
Çünkü paraya iman eden bir toplumda halk sağlığı sadece dostlar alışverişte görsün kabili ifade edilen bir söylemdir.
Tütün Kanunu ise uzun zamandır teferruat durumunda: Ülkemizde yapılan araştırmalar satış noktalarında yasal mevzuat ihlal oranlarının yüzde 100’lere ulaştığını gösteriyor.
Diyeceksiniz; Anayasa’ya uyulmayan bir ülkede Tütün Kanunu’na uyulmasını mı bekliyorsun diye.
Haklısınız.

***
Son numara ise “zarar azaltma”. Yani klasik sigaradan “daha güvenli bir alternatif” yaratma palavrası.
Tıpkı geçmişteki filtre ve light/mild sigara yalanında yapıldığı gibi:
O günlerde zehrin filtrede kalacağı, “light” sigaranın daha az zararlı olduğu söyleniyordu. Bugünlerde de elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürününün daha az zararlı olduğu söyleniyor.
O günlerde bu yalanlar için satın alınmış bilim insanlarına üniversitelerde konferanslar verdiriliyordu -elbette verilen çekler eşliğinde. Bugünlerde de benzer açıklamalar ve sipariş araştırmalar yaptırılıyor. Bu dünyada her şey parasıyla değil mi! Her şey satılık değil mi!
O günlerde toplum bu yalana ikna edildi. Sonuçta yüzbinlerce kişi tütün şirketlerinin kazancı uğruna öldü(rüldü). Umalım ki, aynı akıbet bugün tekrarlanmasın.
***
Belgeler tütün şirketlerinin sadece ABD’de ve sadece pazarlama için 8 milyar doların üzerinde para harcadığını gösteriyor. Küresel düzeyde harcanan paranın 15 milyar dolara ulaştığı öngörülüyor.
Çocukların aşılanmadığı, milyonlarca insanın aç kaldığı bir dünyada bağımlılık yapan öldürücü bir maddeyi daha çok satmak için 15 milyar dolar harcamak!
Dünden farklı olarak bugünlerde şirketler, paranın büyük kısmını elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin pazarlamasına ayırıyor. Hükümetlere yönelik lobi faaliyetlerine ayrılan kaynakları ise bilmek pek mümkün değil. Türkiye ise tam bir “kapalı kutu”.
Şeffaflığın olmadığı yerde hiçbir şeyden emin olunamaz ama her şeyden şüphelenmek çok akılcı bir yaklaşım olur. Çünkü bu dünyada hiçbir şey tesadüf değil…
***

Sözün sonunu geleceği öngörerek getirelim:
Tütün endüstrisinin uzun süredir kenevire (cannabis/esrar) artan bir ilgisinin olduğunu biliyoruz. 1970’lerden beri belgelenmiş bu ilgi yakın dönemde doğrudan yatırım, ortaklık ve Ar-Ge çalışmalarına dönüşmüş durumda.
Çünkü özellikle ekonomik yönden zengin Batı dünyasında başta sigara olmak üzere tütün ürünlerinin satışları azalıyor. Şirketler ise sigara yerine yeni ürünler ikâme etmeye çalışıyorlar: e-sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve bir de kenevir…
Kenevirli sigara üretmeyi 1970’lerde düşünmüşlerdi, bugünlerde piyasayı buna hazırlıyorlar. Bu amaçla tıbbi esrar inhaler/solunum cihazlarını geliştiren şirketlerle ortaklıklar kuruyorlar, konu hakkında sipariş araştırmalar yaptırıyorlar, büyük kenevir üreticileriyle dirsek temasları sağlıyorlar…
Ne tesadüf ki; tam da bu dönemde Avrupa’da ve Türkiye’de kenevir ürünlerinin piyasada satılmasına izin veren yasal değişiklikler gündeme geliyor. Parlamentolar, sigara ve alkolden sonra dünyada en çok kullanılan ve bağımlılık yapan esrarı yasadışı olmaktan çıkartıp, piyasada satılan bir ürüne dönüştüren yasalar yapıyor.
Ve bu ortamda siyasetin egemenleri, bilim insanlarının, kenevir/esrar kullanan her 5 kişiden 1’isinde kullanım bozukluğu, her 6 kişiden 1’isinde esrar bağımlılığının geliştiğini, bu nedenle kenevir ürünlerinin satışa sunulmasının doğru olmadığı uyarılarını duymuyor.
Tesadüf işte!
***
9 Şubat vesilesiyle bugün bağımlılık konusunda açıklama yapan siyaset mensuplarına iki soru yöneltelim:
Bağımlılık kötü ve kurtulmak gereken bir durum ise neden gençleri bağımlılık tuzağına düşüren ve satışı yasak olan elektronik sigaraların ve ısıtılmış tütün ürünlerinin satışına göz yumuyorsunuz?
Neden bağımlılık yaptığı için yasadışı olan keneviri/esrarı şimdilerde allayıp pullayıp piyasada satışına izin veren yasalar yapıyorsunuz?
*Göğüs Hastalıkları Uzmanı


