T24 Haber Merkezi
Psikolog, yazar Gökhan Çınar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için düzenlen etkinlikte kadın erkek eşitliğinden bahsederken, “Biz bu eşitsizliği öğrenmek istiyor muyuz? Terazi sosyal hayatın, iş hayatın, günlük hayatın her yerinde, erkeklerin kurduğu düzenin uygulayıcı olarak öğrenmek istiyor muyuz gerçekten? Öğrenmek, öğrenmek istemekle başlar. Bunu öğrendiğimde bana verilen, üstüme giydirilen dünya kadar ayrıcalığı eşitlemeye razıysam öğrenebilirim” diye sordu. Çınar, kadına şiddetin pek çok türü olduğuna vurgu yaparak, “Yetersiz hisseden şiddet uygular. Ruhsal iktidarsızlık hisseden, iktidarını kanıtlamak için bir diğerinin renklerinin, seslerinin, varlığınının görünmemesini ya da yok olmasını ister” ifadelerini kullandı.
Boyner Grup, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için hazırladığı farkındalık kampanyasında ‘Kadınlar Günü Neden Var?’ sorusunu odağa aldı. Kampanya doğrultusunda İstanbul, Beyoğlu’nda düzenlenen, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner ve psikolog Gökhan Çınar’ın katıldığı basın toplantısında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için zihniyet dönüşüme ihtiyaç olduğu vurgusu yapılırken, sorunun en önemli paydaşı olan erkek üzerinden bir sorgulamaya gidildi.
Toplantıya katılan psikolog Gökhan Çınar, toplumsal hafızada kadın erkek eşitliği konusundaki ‘dona kalma’ hâlini şu sözlerle değerlendirdi:
“Erkeğin çocukluktan itibaren ‘güçlü kalma’ zorunluluğuyla kuşanmaya başladığı hissizleşme maskesi, zamanla toplumsal eşitsizliği besleyen en büyük konfor alanına dönüşüyor. Oysa kadının maruz kaldığı emek, güven ve temsil eşitsizliğini gerçekten anlamak; erkeğin bu sahte güçten vazgeçip kendi yetersizliğiyle yüzleşebilecek cesareti göstermesiyle mümkün. Kadının özgür olmadığı bir dünyada, erkek de ne yeterli ne de gerçekten değerli. Toplumsal dönüşüm, erkeğin bu adaletsiz terazideki yerini sorgulaması ve sorumluluk alarak gardını indirmesiyle başlayacak. Kadın hakları mücadelesi sadece kadınların omuzlarında yükselen bir süreç değil, erkeklerin de kendi özgürlükleri için sahiplenmesi gereken bir varoluş meselesidir.”
“Eşitsizliği bir erkek olarak öğrenmek istiyor muyum?”
Çınar, eğitsizliği öğrenmek ve adım atmak konusunda erkeklere kendilerine yaratılan konfor alanından çıkmaları gerektiğini vurduladı. Çınar, kampanyanın odağındaki ‘Kadınlar Günü Neden Var?’ sorusunun yanıtını ‘erkeklerin öğrenip öğrenmediği’ sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz bu eşitsizliği öğrenmek istiyor muyuz? Terazi sosyal hayatın, iş hayatın, günlük hayatın her yerinde, erkeklerin kurduğu düzenin uygulayıcı olarak öğrenmek istiyor muyuz gerçekten?
Bunu öğrendiğimde bana verilen, üstüme giydirilen dünya kadar ayrıcalığı eşitlemeye razıysam öğrenebilirim.
Emek eşitsizliği… İş hayatında var olan, evinde kadın olmaktan sorumlu olan kadının aldığı fazladan yükü ve bu eşitsizliğini bir erkek olarak öğrenmek istiyor muyum?
Güvensizlik eşitsizliğini öğrenmek istiyor muyum? Sokakta yürürken düşünmediğim şeyleri bir kadının düşündüğü duyguyu, her an tehdit altında oluşunu öğrenmek istiyor muyum?
Beden üzerindeki kontrol eşitsizliğini öğrenmek istiyor muyum? Ne giydiğime, nasıl giyindiğime, giydiğimde ne kadar erkek göründüğümde veya ne kadar yargılanacağımı öğrenmek istiyor muyum?
Temsil eşitsizliğini öğrenmek istiyor muyum? İş hayatında, siyasette, sanatta, her meslek grubunda masada çoğunluğun erkeklerde oluşunu, çoğunluğun göstermelik olarak kadınlarda olduğu masada bile otoritenin erkekte olduğu gerçeğini bir erkek olarak öğrenmek istiyor muyum?
“Yetersiz hisseden şiddet uygular”
Çünkü bütün döngü bana doğru dönüyor, bunu öğrenmek çok büyük bir cesaret ve sorumluluk ister.
Gerçekten şiddeti öğrenmek istiyor muyum? Şiddetin ne yaşattığını… Şiddet sadece hepimizin öfkelendiği, daha dün olan olayların bütünü değil çünkü.
Koltukta karşılıklı otururken sözel şiddet… Sırf bir kadın bir şey talep ettiği ya da duygusunu ifade ettiği için şiddet şiddet. Dolaylı olarak yetersiz kılan manipülatif şiddet…
Yetersiz hisseden şiddet uygular. Ruhsal iktidarsızlık hisseden, iktidarını kanıtlamak için bir diğerinin renklerinin, seslerinin, varlığınının görünmemesini ya da yok olmasını ister.”
Ümit Boyner: Toplumsal cinsiyet eşitliğinde gidilecek çok mesafe var
Ümit Boyner de, kadın – erkek eşitliği konusunda yıllardır ‘kaplumbağa adımlarıyla’ ilerlendiğini söylerken, “Konuşuyoruz, eylemler yapıyoruz ama çok fazla şeyi değiştiremiyoruz gibi hislere de kapılıyoruz. Bunun bir tek kadınların konuştuğu, mücadele ettiği bir şey olmaktan çıkartıp erkeklerin de konuşacağı bir yere gitmesi gerekiyor” dedi.
Boyner, şöyle konuştu:
“Yıllardır kadın cinayetlerinden, iş gücüne katılımdan adaletsizliğe, çocuk yaşta evliliklerden cam tavanlara kadar her sorunu yüksek sesle dile getiriyoruz. Ancak 2026 eşiğinde durup tabloya baktığımızda, toplumsal cinsiyet eşitliğinde hala gidilecek çok mesafe olduğunu görüyoruz. Bu kendimizle yaptığımız dürüst bir muhasebe. Artık kadın erkek eşitliğinin sağlanması için bir zihniyet dönüşümünün başlaması gereken noktadayız. Bu yüzden bugün sadece bir kampanya yapmıyoruz; herkesi kendini sorgulamaya davet ediyoruz.”


