Glasgow’da Okulda Bıçaklanan Diane Watson Cinayetini Arkadaşı Yıllar Sonra Anlattı

İskoçya'nın Glasgow kentindeki Whitehill Ortaöğretim Okulu'nda 1991 yılında 16 yaşındaki Diane Watson'ın bıçaklanarak öldürülmesine tanıklık eden çocukluk arkadaşı Pauline Love Thomson, aradan geçen 3

Glasgow'da Okulda Bıçaklanan Diane Watson Cinayetini Arkadaşı Yıllar Sonra Anlattı

İskoçya’nın Glasgow kentindeki Whitehill Ortaöğretim Okulu’nda 1991 yılında 16 yaşındaki Diane Watson’ın bıçaklanarak öldürülmesine tanıklık eden çocukluk arkadaşı Pauline Love Thomson, aradan geçen 35 yılın ardından trajedinin ayrıntılarını, aile fertlerinin yaşadığı derin kayıpları ve basınla yürütülen hukuk mücadelesini anlattı.

BBC İskoçya bünyesinde yayımlanan “Crime Next Door: The Playground Murder” adlı podcast programında konuşan Thomson, lise bahçesinde yaşanan saldırıyı aktardı. Glasgow’un doğusundaki okulda bir nisan sabahı mutfak bıçağıyla gelen 15 yaşındaki Barbara Glover, toplanan öğrencilerin arasında Watson’a bağırıp saldırıyı gerçekleştirdi. O sırada kendisi de 16 yaşında olan Thomson, ağır yaralanan arkadaşına diğer iki öğrenciyle birlikte yardım etmeye çalıştığı anı şöyle aktardı:

Yanına gittim, kolumu omzuna doladım. Çünkü bıçağın ne kadar zarar vermiş olabileceğini o anda anlayamamıştım. Büyük bir bıçaktı

Yolun karşısındaki konutun girişine kadar taşınan Watson, babası Jim Watson tarafından kollarında yukarı kata çıkarıldı. Annesi Margaret ve 15 yaşındaki erkek kardeşi Alan’ın hayatta tutma çabalarına rağmen genç kız, kaldırıldığı Glasgow Royal Infirmary Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Olayın ardından emniyet güçlerine teslim olan fail, üç ay sonra mahkeme heyetinin karşısına çıktı.

Yargılama Süreci ve Medyadaki İddialar

Duruşmada ilk tanık sıfatıyla ifade veren Thomson, Glover’ın eski erkek arkadaşıyla ilgili temelsiz bir kıskançlık yüzünden cinayetten önceki günlerde Watson’ı rahatsız ettiğini dile getirdi. Sanık Glover mahkemede bir yılı aşkın süredir zorbalığa uğradığını savunsa da tanık ifadeleri bu iddiayı yalanladı. Jüri üyelerinin tamamının oyuyla suçlu bulunan Glover, yaşının 16’dan küçük olması sebebiyle belirsiz süreli alıkonulma kararıyla hapsedildi ve sekiz buçuk yıl sonra, 2000 senesinde salıverildi.

Mahkûmiyet kararının sonrasında The Herald yazarı Jack McLean ile Marie Claire yazarı Meg Henderson, duruşmaları izlemeden failin zorbalık tezini öne çıkaran makaleler yayımladı. McLean yazılarında Watson ailesinin yaşam koşullarına dair sınıfsal yorumlarda bulunurken, anne Margaret kızının anısına yöneltilen suçlamalara karşı yasal yolları araştırdı. Ancak dönemin mevzuatında yaşamını yitirmiş kişilerin itibarı gerekçesiyle bir dava açılamayacağı bildirildi.

Ablasının vefatı ve basında çıkan yayınların yarattığı ağır baskıyla baş etmekte güçlük çeken 15 yaşındaki Alan Watson, cinayetten iki yıl geçmeden intihar etti. İki evladını toprağa veren anne Margaret Watson ise medya etiği mücadelesi kapsamında başbakanlar ve Lordlar Kamarası düzeyinde temaslar yürüttü. Hugh Grant tarafından desteklenen Hacked Off hareketine katılan ve Kasım 2011’deki Leveson Soruşturması’nda tanıklık eden anne, yargıca şu ifadeleri dile getirdi:

Bir insan öldü diye itibarı da onunla birlikte ölmemeli. Ruh hâli bozuk bir gazetecinin keyfine göre lekelenmemeli

Yıllar Sonra Gelen Özür ve Kalanların Dayanışması

Jim Watson 2020’de 69 yaşında, eşi Margaret ise 2021’de 71 yaşında vefat etmeden önce her iki yayın organı da aileden resmi olarak özür diledi. Alan’ın en yakın dostu Andy Thomson ile 34 yıldır evli olan Pauline Thomson, hatıraları canlı tutmak amacıyla konuştuğunu belirtti. Yaşanan travmatik sürecin üstesinden birlikte geldiklerini belirten Andy Thomson şu sözleri kaydetti:

Bununla baş etmek bize kaldı ve birbirimize yardım ettik. Hayatımızın tamamı travmadan ibaret değildi; kesinlikle değildi. Ama travma da hayatımızın bir parçası oldu

Gençlerin yalnızca gazete manşetlerindeki birer vaka şeklinde anılmaması gerektiğini söyleyen Andy Thomson, anlatımını şu sözlerle tamamladı:

İnsanların onları birer çocuk olarak daha iyi tanımasını istedik. Çünkü onlar buydu: Çocuktular. Bugün hâlâ hayatta olması gereken, sıradan iki genç.