Milliyet yazarı Dr. Demet Erciyes, üşütme şikâyetlerinde “ateşin olup olmamasının” hangi virüsle karşı karşıya olunduğunu ve tedavide izlenecek yolu büyük ölçüde belirlediğini söyledi. Ateşin 38 – 40°C’ye çıktığı tablolarda influenzanın daha olası olduğuna dikkat çeken Erciyes, ilk 48 saatin kritik olduğunu vurguladı.
Üşütme şikâyetleriyle başlayan halsizlik, kas ağrısı ve öksürükte ilk kontrol edilmesi gereken noktanın ateş olduğunu belirten Dr. Demet Erciyes, ateşin varlığının influenzayı (A/B), ateşin olmamasının ise daha çok soğuk algınlığı etkenlerini düşündürdüğünü ifade etti.
Ateş varsa: “Büyük olasılıkla influenza”
Erciyes’in aktardığına göre influenza A/B ani yükselen ateş (38-40°C), şiddetli halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı ve kuru öksürükle başlayabiliyor. Bu tablonun daha ağır seyredebileceğini belirten Erciyes, doktor uygun görürse antiviral tedavinin değerlendirilebileceğini ve “ilk 48 saatin” önemli olduğunu kaydetti.
Ateş yok ya da çok hafifse: “Soğuk algınlığı”
Ateşin hiç olmadığı ya da 37-37.5 civarında seyrettiği durumlarda burun akıntısı, hapşırma, boğaz yanması ve hafif halsizliğin öne çıktığını belirten Erciyes, bu tablonun çoğu zaman kendi kendine düzeldiğini, tedavinin genellikle dinlenme-sıvı alımı ve şikâyetleri azaltmaya yönelik olduğunu aktardı.
“Ateş var ama grip gibi değilse” karışık tablolar
Erciyes, hafif ateşle birlikte boğaz ağrısı gibi belirtilerin öne çıktığı; kas ağrısının belirgin olmadığı bazı durumlarda farklı virüslerin de (adenovirüs, RSV, parainfluenza gibi) akla gelebileceğini, bu tabloda çoğu zaman destekleyici yaklaşım ve yakın takibin yeterli olabileceğini belirtti.
Risk grubuna uyarı
Dr. Erciyes, 65 yaş üstü kişiler, kalp hastaları, KOAH/astım, diyabet hastaları ve bağışıklığı baskılanmış kişilerin daha erken doktora başvurması gerektiğini vurguladı.


