Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un 1970’ler İstanbul’unda geçen aynı adlı romanından uyarlanan yeni Netflix dizisi ‘Masumiyet Müzesi’nin görüntü yönetmeni Ahmet Sesigürgil ve sanat yönetmeni Murat Güney “nostaljik bir dönem dizisi değil zamansız bir iş çıkarma” amacıyla hareket ettiklerini anlattı. Sabit kalan mekânda karakterlere ve eşyalara odaklanan dizide Güney, Kemal karakterinin eşyaları ‘fetişize ettiğini’, Füsun karakterinde ise eşyaların ‘işlevsel olduğunu’ belirterek, ”İki dünya arasındaki görsel mesafe en çok nesnelerin kullanım biçiminde hissedildi” dedi. Güney, merak edilen bir diğer konuya da açıklık getirdi. Dizide müzede bulunan eşyaların kullanılıp kullanılmadığı sorusuna “Çok az sayıda nesne doğrudan kullanıldı; asıl ilişki, müzenin nesnelere yüklediği anlam biçimiyle kuruldu.” yanıtını verdi.
Başrollerini Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir‘in paylaştığı ”Masumiyet Müzesi” dizisi geçtiğimiz günlerde Netflix’te yayınlandı. Kısa sürede yoğun ilgi toplayan dizinin görüntü yönetmeni Ahmet Sesigürgil ve sanat yönetmeni Murat Güney ArtDog İstanbul’dan Sibel Oral‘ın sorularını yanıtladı.
Aynı mekânlarda farklı ruh halleri
Sibel Oral’ın, aynı ritüellerin aynı mekanlarda yaşandığı kitabı sahneye aktarırken görüntünün aynılaşmamasını nasıl sağladıkları sorusuna Sesigürgil, ”Görsel olarak aynılaşma ya da tekrara düşme endişesini hiçbir aşamada hissetmedim. Neredeyse çalıştığım her projede olduğu gibi, burada da görsel ritmi mekânlar üzerinden değil, karakterler üzerinden kurmayı tercih ettim. Romanda da karakterlerin ruh halleri, mekânlara bakışlarını ve o mekânlarda yaşadıkları deneyimi neredeyse tamamen değiştiriyor. Aynı mekân, Füsun ya da Kemal için bazen bir kavramı, bazen de o kavramın tam tersini temsil edebiliyor.” sözleriyle cevap verdi.
Görüntü yönetmeni Ahmet Sesigürgil
Kameranın dönemin nostaljisine değil karakterlerin ruh hallerine yaklaştığını belirten Sesigürgil sözlerine, ”Sahnelere yaklaşırken karakter öznelinden bakmaya çalıştık. Amaçladığımız deneyim, seyirciyi o anda sahnenin ait olduğu karakterin bakış açısına davet etmek, onun ruh halini ve duygusal tepkilerini deneyimlemesini sağlamaktı.” cümleleriyle devam etti.
”Değişen şey eşyaların eskimesi ve taşıdıkları anlam oldu”
Sanat yönetmeni Murat Güney ise ”Mekânı yalnızca sahnelerin geçtiği bir arka plan olarak değil, hikâyenin zihinsel yapısını taşıyan aktif bir anlatı aracı olarak ele aldık. Masumiyet Müzesi’nde zaman doğrusal ilerlemez; anılar tekrar eder, sıkışır ve birikir. Mekânları da bu ruh haline göre kurguladık. Odalar, koridorlar ve eşyalar karakterlerin psikolojisini taşıyan birer bellek alanı gibi çalıştı.” diyerek dizinin mekan değil karakterler etrafında şekillendiğini belirtti.
Sanat yönetmeni Murat Güney
Kemal’in takıntısının derinleştiğini hissettirmek için aynı mekânın küçük değişimlerle tekrar tekrar seyircinin karşısına çıkardıklarını ifade eden Güney, ”Yerleşimler çoğu zaman sabit kaldı; değişen şey eşyaların eskimesi ve taşıdıkları anlam oldu” dedi.
“Kemal’in eşyaları durur, Füsun’unkiler yaşar”
Dizide kullanılan eşyaların müzeden mi geldiğini sorusuna Güney, ”Müze bizim için birebir taşınacak bir kaynak değil, kavramsal bir referans alanıydı. Çok az sayıda nesne doğrudan kullanıldı; asıl ilişki, müzenin nesnelere yüklediği anlam biçimiyle kuruldu.” sözleriyle yanıt verdi.
Güney, ”Kemal’in dünyasında eşyalar anlam yüklü, neredeyse fetişize edilmiş nesnelerdi. Tekil, korunmuş ve izoleydiler. Biriktiriliyor, saklanıyor ve kutsanıyorlardı. Füsun’un dünyasında ise eşyalar işlevseldi; kullanılan, yıpranan, elden ele geçen ve hayatın içinde eriyen şeylerdi. Bu farkı malzeme seçiminden yerleşime kadar her aşamada gözetmeye çalıştık. Kemal’in eşyaları durur, Füsun’unkiler yaşar. İki dünya arasındaki görsel mesafe en çok nesnelerin kullanım biçiminde hissedildi.” diyerek eşyaların müzedeki anlamlarından ziyade hikayeye uygun bağlamlarda kullanıldıklarını belirtti.
Murat Sabuncu | Orhan Pamuk ile Masumiyet Müzesi söyleşisinin tam metni: Kemal aşkı yüzünden, ben edebiyat ve solculuk yüzünden sınıflarımızdan dışlandık
Binnaz Saktanber | Masumiyet Müzesi yönetmeni Zeynep Günay: Bu kadar büyük bir eseri yönetmek beni ürkütüyordu; Orhan Pamuk’un sette olduğu her an büyük bir ferahlık hissettim


